Sanatın “ Esenlik ” Hali

Esenlik Sanat Well-being

İyi olma halinin tüm hayatımıza, bedensel, zihinsel, sosyal, çevresel ve bunlar gibi bir sürü biçimde dengeli olarak yayılmasıyla kendini gösteren, tümüyle içinde tamam hissettiğimiz o duygu durumu veya başka bir açıdan yaşam kalitemize verdikleri isim Well-being. Son zamanlarda biraz daha fazla karşımıza çıkan bir kavram. Kendisine daha anlaşılır olabilecek şekilde esenlik de diyebiliriz. Bu halimiz de mutlu olma halimizden bir tık ileride tamam olma halimiz, yani biraz da her şey tıkırında deriz ya işte o hal. Bu halleri bir yerde de sanata bağlayacağımızı da tahmin etmişsinizdir tabii. O halde hadi başlayalım…

Sanatın iyileştirme hali nasıl bir şey olabilir? Sanat iyileştirir mi?

Öyle ki sanatın birçok dalı bazı şifa yöntemleriyle iç içe kullanılmış. Konuyla ilgili birçok bilimsel araştırma da var. İnsanların görsel ve işitsel algısını sanat ile yönlendirerek tedavi yöntemleri uygulayanlar oluyor. Orta çağdan beri Darüşşifalar’da (Eskiden hastanelere Darüşşifa yani şifa yurdu/şifa hane deniyordu – aslında ne kadar tatlı düşünmüşler şifa bulduğumuz yer diye, neyse parantez biraz uzadı, biz tekrar konumuza dönelim 😊) uygulandığı bilinen etkili bir terapi, rehabilitasyon, bir şifa yöntemiydi kendisi. Çok da faydasını görüyorlar belli ki bu bilgi buraya kadar geliyor. Kimi doktorlar sağlıklı bir yaşam için sanat etkinliklerine gitmeyi, sanatsal hobiler edinmeyi de tavsiye ediyor. Doğduğumuz andan itibaren tüm yaşam sürecimizde sanatla ilgilenmenin sağlığımıza, yaşam kalitemize olan inanılmaz katkıları bilimsel olarak da kanıtlanmış durumda. Uykudan önce kitap okunan çocukların sosyal aktivitelerde konsantrasyonlarının daha yüksek olması, müzik ile ilgili aktivitelerin ruh sağlığına iyi yönde etkisi, hafızayı güçlendirmesi ve odaklanma durumunu kolaylaştırması gibi birçok örnek verebiliriz.

Sanatçı mı? Sanat sever mi? Hangisi daha etkili oluyor şimdi?

Sanatın bize esenlik sağlaması onunla ilgili bilgimize veya becerimize bağlı değil ve hatta ortaya çıkan sanatsal çalışmaya da bağlı değil... İyi olma halimizi besleyen tümüyle oradaki sürecin ta kendisi aslında.  Sanat, yaparken de şahit olurken de belli bir doyum noktasına ulaştırıyor insanı. Herhangi bir dalını icra eden tarafta olduğumuzda başladığımızdan itibaren duygusal, zihinsel, fiziksel ve sosyal olarak kendimizi çok daha bütün hissetmeye başlıyoruz. Bu süreçte hayatımızın diğer alanlarına da aynı şekilde etki ediyor, bir şeylerden daha da keyif almaya başlıyor ve devam ettiriyoruz. Güzellik ve tatmin duygusu o kadar belirgin oluyor ki bunu görmemek veya etkilenmemek elde değil. Şahit olan tarafta da olsak bundan mecburen payımızı alıyoruz ve üstelik bu şey paylaşarak büyüyor. Harika bir şey…

Yani kendisine öyle ya da böyle bir şekilde, bir yerden bulaşmış insanlar olarak dileğimiz şu ki ister yapan olalım ister izleyen olalım ama hep sanatla, hep esenlikle kalalım…



Daha Eski Gönderi